Cadillac’ın isim babası, Fransız kâşif ve maceracı Antoine Laumet de la Mothe, Sieur de Cadillac… Kendileri, tam da böyle bir yolculuk sonunda varmış Amerika’ya… Fakat kâşif Cadillac’ın kariyeri, adını verdiği otomobilinkinden çok daha “asfalt ağlatan” bir tarzda gelişmiş. Hem de asfalt daha icat edilmemişken..
1683 yılında bazı karışık olaylar neticesinde -mecburen- Fransa’dan ayrılıp soluğu yeni dünyada alıyor Mösyö Cadillac. Mütevazı bir başlangıcın ardından, avcılık, alkol ve kürk tüccarlığı yaparak hatırı sayılır bir servet kazanıyor.
Doğru zamanda doğru yerde olmayı şiar edinmiş bir karakteri var; eli boş gözü yaş geldiği Kuzey Amerika’daki onuncu yılında önemli bir kalenin kumandanlığına getiriliyor. Detroit limanının kuruluğuyla birlikte de, artık Mösyö Cadillac değil Vali Cadillac namıyla anılmaya başlıyor.O ikonik kuyruk yüzgeçleri, o sargılı camlar, o parıl parıl parlayan krom kaplamalar, 5000-6000 litrelere varan V8 motorlar… Açıkçası benim diyen delikanlının bile özgüvenini yıkabilecek şeyler bunlar…Belki de bütün suç Cadillac’ındır… Lüksün dört tekerlek üstündeki ismi, şatafatın Amerikancasıdır Cadillac… Muhtemelen, o yıldır yıldır jantlarını yurdumuzun yollarında döndürürken, yurdum insanının aklına “Gavur yapıyor abi” düşüncesini bir daha çıkarmamak üzere yerleştirmiştir.Olmuş işte bir şeyler… Aracı yolun sağına çekerseniz ayrı, soluna çekerseniz ayrı hikayeler… Sonuçta hemen herkes o yollardan geçmiş ve hemen herkes Cadillac’ı görünce nefesini kesmiş…
Belki de bu yüzden, o yolların hakkını verecekleri yetiştiremeyip yabancı memleketlerden gelmiş hayallerle yol vermişiz… Veya hayaller gerçek olsun diye yabancı memleketlere doğru yol almışız… (Mı şız?..)Kimisi der ki “Tam demir ağlarla örmüşken anayurdu dört baştan; otomobil uçar gider olmuş, biz de zeytinyağlı yiyemez, basma da fistan giyemez olmuşuz.” Kimisi de der ki tam “Yeter!” deyip sözü almışız sözümüzü kesmişler.”Evet yollar… 1950-1960 döneminde 14 bin kilometrelik kara yolu yapılmış. Devlet büyükleri için “Yollar kralı” unvanı, ilk o zamanlar kullanılır olmuş. Filmin de çekildiği 1958 senesi, Barbaros Bulvarı’nın, Büyükdere’nin, Vatan ve Millet caddelerinin, Edirne Asfaltı’nın (yani şimdiki E-5’in) açıldığı yıl…
Doğal olarak, İstanbul’un ve tüm yurdun üzerinden geçen bu imar tsunamisi filmleri, şarkıları da vurmuş. Aslında bu hikayenin türlü türlü versiyonları, çokça anlatılmıştır…
Yorumlar (0)