İşbirliği
× F1
2026 · R18
Round 18 ABD GP
-- saat
-- dk
-- sn
Yarışa kalan
Canlı Yarış Yarış şu an devam ediyor. Tur tur takip için F1'in resmi canlı zamanlama ekranını kullanabilirsiniz. Canlı Takip
Yarış Bitti Yarış tamamlandı. Sıralama, puan tablosu ve detaylı veriler en kısa sürede güncellenecek.
🇺🇸 Austin

2026 Sezonu — 23 Yarış

Yarış Sonucu — Son Yarış

2026 Sürücüler Şampiyonası

2026 Takımlar Şampiyonası

F1 ABD GP · Yarışa --:--:--

Ali İhsan Varol ile İçimizden Geçen Otomobiller (Bölüm 6)

Ali İhsan Varol ile İçimizden Geçen Otomobiller (Bölüm 6)
Elimizi vicdanımıza, dağarcığımızı mantığımıza koyalım. Kadın eli değmiş Mercedes mi, yoksa ağzımıza Bıyık diye yerleşen Buick mi daha erkeksi. Bu dilleri, coğrafyaları aşan maço’luğun, Yeşilçam projeksiyonunda yansıyan bir hikâyesi vardır ki, içinde çirkin bir kralı ve 360 beygirlik bıyığını barındırır.


Belli ki Amerikan otomotiv sanayinin öncüleri, o topraklara ilk ayak basan atalarını onurlandırmak istemiş (belki de kendilerini “Frontier” atalarıyla özdeşleştirmiş) ve ürettikleri araçlara da bu tarihi şahsiyetlerin isimlerini vermişler.

Sonrasında başlayan eleştiriler bu maço isimlerin efsanesine gölge düşürmese de, otomotivciler durumu kurtarmak için pratik bir yol bulmuş. Bu sefer de karşı cephenin maço’larının isimlerini, ürettikleri otomobillere koymuşlar.

Örneğin General Motors’un efsanevi markası Pontiac, İngilizlere karşı ilk isyan bayrağını açan Kızılderili liderinden alır adını. Keza Chevrolet firmasının Cheyenne’i, Apache’si; Dodge’un Dakotası, Ford’un Thunderbird’ü, Jeep’in Cherokee’si, Comanche’si ve ne alaka varsa Mazda’nın Navajo’su hep Amerikan yerlilerinden ilham alınmış isimlerdir.

Buna hem nalına hem mıhına vurmak denmez de nedir? Ne denirse densin, bu durum tarihin en maço otomobillerinin Amerikalılar tarafından yapıldığı gerçeğini değiştirmez.

Durdurun treni, içinde yârim var.

1960’ların sonu… Türkiye güzeli ve sinemanın parlayan yüzü Nebahat Çehre, kafasının üstünde, gerçek mermilerle kırılan rakı kadehlerinden bıkmış olacak ki, bir gece evi terk eder ve trenle Eskişehir’deki teyzesine doğru yola çıkar.

Yılmaz Güney, kendisini terk eden eşi Nebahat Çehre’nin bindiği Eskişehir trenini takip eder ve Bilecik Vezirhan’da 1966 model Buick Riviera marka otomobilini raylara çıkarır. Aracın uzun farlarını yakıp trenin gelmesini bekler.

Güney, 1971’deki İsrail Başkonsolosu’nun kaçırılması olayının ardından, Türkiye’nin her yerinde aranan THKP-C önder kadrosunu, yani Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Hüseyin Cevahir ve Oktay Etimen’i çevirme yapan jandarmalardan otomobilinin bagajına saklayarak kurtarmış.

Ne Buick’miş ama! Hem güneşten ışık yontan sert adamları —bir süreliğine de olsa— karanlık kaderlerinden kurtarmış hem de Nebahat Çehre’nin teyzesini, Eskişehir tren garında boşu boşuna bekletmiş.

Treni felakete ramak kala durdurabilen makinistler lokomotiften bir hışımla inip Yılmaz Güney’i görünce ağırdan alarak “Hayrola Ağabey?” derler. Güney “İçeride bir emanetim var, onu almaya geldim” der ve Çehre’yi trenden alıp Buick Riviera’sıyla İstanbul’a geri döner.

Elbette olay bıyıkta değil. Şeyde… Aynı bıyığın bir diğer efsanevi hikayesi vardır ki, o hikaye de Buick’in devasa bagaj hacmi sayesinde yaşanmıştır.

Elimizi vicdanımıza, dağarcığımızı mantığımıza koyalım. Kadın eli değmiş Mercedes mi, yoksa ağzımıza Bıyık diye yerleşen Buick mi daha erkeksi. Bu dilleri, coğrafyaları aşan maço’luğun, Yeşilçam projeksiyonunda yansıyan bir hikayesi vardır ki, içinde çirkin bir kralı ve 360 beygirlik bıyığını barındırır.

Yorumlar (0)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir